top of page

Kış ayları, Grip ve Bitkisel Destekler

Kış aylarının başlaması ve havaların soğutmasıyla beraber üst yolunun yolu hastalıklarının görülme sıklığında artışlar olmaktadır. Başta grip olmak üzere boğazı, tonsilleri ve akciğeri tutan özellikle virütik ve bir kısmı da bakteriyel çok sayıda hastalık toplum sağlığını tehdit etmekte ve iş kaybına yol açmaktadır.


Grip hastalığına virüsler neden olmaktadır ve kış ayları ile birlikte insanların daha çok kapalı mekânlarda bulunmayı tercih etmeleri bulaşma yollarını arasında önemli bir yer tutmaktadır. Hastalık özellikle okullarda ve iş yerlerinde çabuk yayılır. Genel sağlık durumu iyi olanların tıbbi bir tedaviye ihtiyaç duymadan dinlenerek ve bol sıvı alarak hastalığı hızla atabilmelerine karşın, bağışıklık sistemi zafiyeti olanlarda tıbbi tedavi gerekebilmektedir. Hastalık genellikle titreme, ateş, kas ağrıları ve hapşırma ile aniden başlar. Kısa bir süre sonra boğaz ağrısı, kuru öksürük, deride hassasiyet, gözlerde ağrı, halsizlik ve baş ağrısı görülebilmektedir. Muhtemelen iştahsızlıkta yaşanmaktadır. Griple birlikte ateş de görülebilmekte ve genel olarak 3 ile 5 gün sürebilmektedir. Ardından hastalık hafifleyerek geçmekte ancak halsizlik ve iştah bozukluğu bir müddet daha devam edebilmektedir. Özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde; çocuklarda, yaşlılarda ve kalp, akciğer hastalığı, böbrek hastalığı, şeker hastalığı gibi kronik hastalığı olan kişilerde ölüme kadar varılabilen ciddi sonuçlara yol açabilir. Bu kadar ciddi sonuçlara yol açan grip, halk arasında genellikle soğuk algınlığı ile karşılaştırılmaktadır.



Grip için tek bir “en iyi” tedavi yöntemi yoktur, ancak belirtileri azaltabilen pek çok yöntem vardır. Günümüzde gribe karşı etkili anti-viral ilaçlar da bulunmaktadır ancak bunlar sadece doktor tarafından reçete edildikten sonra kullanılmalıdır. Bu ilaçlar grip belirtileri ortaya ilk çıktığında kullanıldıklarında hastalık süresini azaltabilmekte ve hastalığın ilerlemesini engellemektedirler. Bununla birlikte genel olarak hastalarda ateş, ağrı, burun tıkanıklığı, öksürük gibi rahatsızlık verici belirtileri azaltmaya yönelik ilaçlar reçete edilmektedir. Bunun yanı sıra tuzlu burun spreyleri de burundan rahat nefes alıp vermeyi ve salgıları azaltmayı sağlayabilmektedir.

Hastalıktan korunmak amacıyla vücudun direncinin arttırılması önem arz etmektedir. Bu düşünceyle;

· Sağlıklı beslenmek

· Her gün hafif egzersiz yapmak

· Gerekiyorsa doktora veya eczacıya danışılarak vitamin ve mineral takviyesi yapmak

· Stresten uzak durmak

· Grip salgını olduğunda kapalı mekânları tercih etmemek

Gripten korunmak için yardımcı olmaktadır. Ayrıca hastalandığınızda hastalığı başkalarına da yaymamak için evde dinlenmek, elleri sıkça yıkamak, hapşırırken kâğıt mendile veya kolunuzun içine hapşırmak, gerekirse basit bir maske takmak, bol sıvı almak, ılık içecekler içmek faydalı olabilmektedir. Ateş olursa doktora gidip ateş düşürücü bir ilaç almak gerekebilir. Öksürük gelişirse ve grip geçtiği halde devam ederse öksürüğün cinsine göre uygun bir ilaçlı tedavi gerekebilir.

Kış ayları ile birlikte sıkça tartışılan konulardan biri de grip aşısıdır. Aşı grip olmamızı kesinlikle engel diyemeyiz. Grip aşısı genel olarak bir önceki yıllarda sıkça salgınlara yol açmış virüslerden geliştirilir. Bu nedenle yapısını değiştirmiş veya yeni bir grip virüsüne karşı koruyuculuk gösteremeyebilir. Bununla birlikte çoğunlukla koruma sağlamakta ve gribin süresini ve komplikasyonlarını azaltabilmektedir. Grip aşığı genel olarak;

· 65 yaş üstü

· Üzün süredir kalp, akciğer, böbrek, diyabet, anemi gibi hastalığı olanlarda

· Kortikosteroid veya immunsistemi baskılayan ilaç kullananlarda

· Alışveriş merkezi, hastane ve çok toplu yaşam merkezinde çalışanlarda tavsiye edilir.

Ne zaman tıbbi yardım gerekir;

· Hastalık belirtileri ağırlaşırsa

· 1 hafta içerisinde kendinizi daha iyi hissetmeye başlamazsanız

· Dört beş haftada hastalığın tüm belirtileri tamamen geçmezse veya nüksederse

· Balgamlı öksürük veya öksürükte kan olması

· Göğüste ağrı veya nefes darlığı

· Şiddetli baş ağrısı, ışığa hassasiyet, deride döküntü, şiddetli kas ağrısı, zihin bulanıklığı vb durumlarda vakit kaybetmeden doktora gidilmelidir.



Hamilelikte grip;

Hamilelik durumu immun sistemde zayıflamaya yol açabilmektedir. Bu durum özellikle bulaşıcı hastalıklardan korunmak açısından önem arz etmektedir. Hamilelikte grip hem hasta hem de bebeği açısından dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Hamilelik sırasında grip geçirmek hızlıca kötüleşebilir ve zatürre gibi enfeksiyonlara sebep olup daha da komplike hale gelebilir. Gebeliğin özellikle 2. ve 3. trimestrinde büyüyen karnın akciğerlere yaptığı baskı artar ve akciğerlerin kapasitesi azalır, oksijene ihtiyacı artar. Nefes darlığı gelişebilmekte kalp daha dokulara ihtiyacı olan kanı pompalamak için daha fazla atabilmektedir. Bunun yanı sıra grip hamilelerde erken doğum veya düşüklere yol açabilmektedir. Ayrıca grip virüslarının fetusa da zarar verme potansiyeli bulunmaktadır. Bu nedenle gripten korunmak hamileler açısından daha fazla önem arz etmektedir. Hastalığın olduğu ortamlardan uzak durmak, bol sıvı almak, elleri sıkça yıkamak, hasta kişilerden uzak durmak hamilelerin dikkat etmesi gereken durumların başında gelmektedir.


Kış aylarının gelmesiyle birlikte sık karşılaşılan hastalıklar olan grip, soğuk algınlığı vb üst solunum yolu hastalıklarında çeşitli bitkisel ilaçların da kullanımı söz konusudur. Kışın sarımsak ekstresi gribe karşı vücut direncini arttırarak korunma sağlayabilir. Sarımsak halk arasında baharat olarak kullanılmasının yanı sıra antienflamatuvar, antioksidan ve immunomodülatör olarak da etkileri ortaya konmuş bir bitkidir. İçeriğindeki sülfür bileşikleri T hücrelerinde immun ve inflammatuvar reaksiyonlardan sorumlu NF-kB’nin aktivasyonunu inhibe eder. Fagositoz, natural killer hücreleri aktivitesi, antikor miktarı, lenfosit sayısını arttırır bu bağışıklık sistemini desteklemeye neden olur. Ancak ister bitkisel ister tıbbi olsun her türlü tedavinin doktor ve eczacı uzmanlığı altında başlanması ve herhangi bir değişiklik veya sorun görüldüğünde doktora başvurulması gerektiği unutulmamalıdır.

Her ne kadar bitkisel ilaçlar doğal ve doğanın mucizesi gibi ifade edilse de çok sayıda kimyasal etkin madde içerdiği unutulmamalıdır. Bu ilaçları doktora veya eczacıya danışılmadan kullanılmaması gerekmektedir. Çünkü kullanan kişinin bitkiye veya içerisindeki çeşitli maddelere alerjisi olabilir, kullanmakta olduğu ilaçlarla etkileşime girebilir, hastanın var olan başka hastalığını kötüleştirebilir, tedavisinde aksamaya yol açabilir, karaciğer, böbrek, kalp vb organlarına zarar verebilir. Bu nedenle bitkisel ilaçların ve konumuz özelinde çayların rastgele, internet üzerinden elde edilen bilgiler, çeşitli kişilerin tavsiyeleri, televizyon veya diğer medya organları reklamları ile kullanılmaması gerekir. Mutlaka üzerinde yeterli bilgi olan, etkisi tanımlanmış ve ispatlanmış, dozu, kullanım şekli, süresi bilinen eczanelerde satılan bitkisel ilaçların tercih edilmesi daha doğrudur.




Comentarios


bottom of page